albiyobir
ALMANYA'DA BİYOGAZ

Almanya Biyogaz Sektörüne Bakış

Federal Almanya hükümeti 2004 senesinde Avrupa Birliği(AB) direktifini (EU 2001/71) „Yenilenebilir Enerjiler Yasasi“ (EEG) adı altında yürürlüğe koyarak, 2010 yılına dek yenilenebilir enerjilerin toplam enerji arzındaki payını iki katına çıkarmak istemektedir. Bu kanunda Biyogazdan enerji kazanılmasına oldukça önem verilmektedir. Biyokütleden kazanılan bu enerji cinsinin en büyük avantajı CO2 nötürlü olmasından dolayı karbondioksit gazlarının atmosfere salınmasının önlenmesidir. Ayrıca biyogaz üretim zincirinde bulunan gübrenin nitelikleri düzeltmesi ve koku emisyonlarının azalmasını sağlamaktadır. Fermantasyon tekniği ile enerji kazanılma yeni olmamakla birlikte 1990’ların başından itibaren çok hızlı bir gelişmeye nail olmuştur. Bu gelişmedeki en büyük rolü yukarıda bahsedilen kanun (EEG) üstlenmektedir.

Yukarıdaki sekilde de görüleceği gibi 1991’de 120 adet olan biyogaz tesis sayısı yüzde 2800 artış göstererek 2006 senesinde 3500 tesis ve 1.100 Megawatt’lık elektrik ve ısı gücü ile rekor düzeye ulasmıştır. Sadece 2006 senesinde 1 milyar EUR civarında bu sektörde yatırm yaplmıştır. Bu sayılar bir taraftan tarım ve hayvancılık sektörü içerisindeki, diğer taraftan da biyogaz teknolojisinin ve yenilenebilir enerji alanındaki gelişmenin önemini göstermektedir. Bu alandaki hiçbir sektör böyle bir başarı çizgisi gösterememiştir. Biyogaz sektörü takriben 10.000 kişiyi çeşitli branşlarda istihdam ettirmektedir( Planlama, mühendislik, insaat, işletmecilik v.b.).

Biyogaz bugüne dek sadece Kojenerasjon sistemlerinde yakılarak elektrik ve ısı üretimi için kullanılmaktaydı. Enerji sektörünün ilgisi gittikce yükselmekte ve Biyometanı kimyasal ve fiziksel çevrimlerden sonra doğalgaz kalitesine getirip mevcut doğalgaz sistemine besleme yapma isteği artmaktadır. Bu da haliyle fosil doğalgaza alternatif sürdürülebilir gaz arzını ve güvenliğini sağlamaktadır.

Almanya'da Mevcut Durum ve 2020 Hedefi
 
2006
2020
Tesis sayısı
3.500
---
Elektrik gücü

1.100 MW
9.500 MW
Güç artışı (2005’e göre)
+70%
---
Tesis yatırımı
1 milyor euro
7.6 milyoar euro
Elektrik üretimi
> 5 milyor kWh (o)
76 milyar kWh (o)
Toplam elektrik üretimindeki pay
> % 1
% 17
İstihdam
10.000
85.000
CO2 Emisyon azaltımı
> 5 milyon Ton/Yıl
103 milyon Ton/Yıl

Yukarıda görüldüğü gibi Almanya biyogaz üretiminden 2006’da kazanılan 5 milyar kWh elektriği 2020 senesinde 76 milyar kWh’a çıkartmayı hedeflemektedir. Bu da toplam elektrik üretiminde yüzde 17’lik bir paya tekabül etmektedir. Bütün bu avantajların devamındaki sonuç olarak gelen diğer bir faktör ise CO 2 – emisyonlarının azalarak çevreye verdiği yararlardır.

Bu sektördeki yeni gelişim ise, Enerji Çiftçisi diye adlandırılan tarım sektöründeki yatırımcı ve işletmecilerin benzerleri piyasaya yeni aktörlerin ortaya çıkmasıdır. Bunlar klasik anlamdaki enerji üretimşsirketleri, belediyeler gibi kuruluşlardır.

Hangi Hammaddelerden Biyogaz Üretilmektedir

Biyogaz hammadde sorunu olmayan bir sektördür. Biyogaz kazanılımı için organik hammaddeler (substrate) temel alınmaktadır. Tarımsal alanlardaki tesisler çogunlukla hayvan dışkısını ana hammadde olarak almaktadır. Almanya’da biyogaz tesislerinin takriben yüzde 60’ı ana hammadde olarak İnek/Sığır gübresi, yüzde 15’i ise domuz gübresi, geri kalan kısım da kanatlı ve diğer hammaddeleri kullanmaktadır.

Biyogaz arttırımı için hayvan gübresi yanında diğer organik hammaddelerin kullanılması gerekmektedir. Tarımsal hammadde olarak, yonca, mısırsilaj, tahıl kullanılmaktadır.

Genelde biyogaz hammaddelerini 4 kategoriye ayırabiliriz:

  • Bitkisel atıklar : İnce kıyılmış sap, saman, mısır silaj, şeker pancarı atıkları, küspe atıkları, çotanak v.s.
  • Hayvansal atıklar: İnek, domuz, kanatlı hayvanlar gübresi
  • Gıda sektörü atıkları: Yulaf posası(Bira sektörü), Bisküvi ve çikolata, Peynir altı suyu, Zeytin yağı degirmen suyu, Zeytin küspesi, Meyve posasu(Meşrubat sektörü), Meyve ve sebze atıkları, biyolojik mutfak atıklari, mezbaha atıkları
  • Endüstri atıkları: Arıtma çamuru, gliserin

Biyogaz üretiminde önemli olan noktalardan birisi fermantasyonda biyolojik bakterilerin üremesini ve çalışmasını engelleyecek maddelerin girmesini önlemektir. Örneğin dezenfekte ve sterilizasyon maddelerin önlenmesi gerekmektedir. Fermenterde fazla amonyum konzentrasyonuda metan verimini düşürmektedir. Bu sebebten dolayı tavuk ve domuz gübresini sulandırmak veya nitrojen içeriği az olan maddeler ile karıştırılmalıdır.

Hukuki Çerçeve Şartları

Biyogaz üretiminde göz ardı edilmemesi gereken en büyük ve önemli nokta, biyogaz üretiminin, doğalgaz ve LPG kadar tehlikeli ve patlayıcı olmasıdır. Bu sebepten dolayı işletme lisanslarının çevre ve yapılaşma kanunlarıyla uyuşur olması önem taşıdığı gibi, can güvenliği şartlarının da uygulanması gerekmektedir.

Almanya’da bu sektörde hem AB Yönetmelikleri hem de ulusal yönetmelik ve kanunlar uygulanmaktadır. Örneğin; Biyogaz işletmesi biyolojik çöp olarak bitkisel kökenli mutfak atıklarını kullanacak olursa, Almanya Biyoçöpleri Yönetmeliği devreye girer; eğer hayvansal içerikli hammadde kullanılacak olursa, AB-Hijyen Yönetmeliği uygulanır. Burada insanların tüketimi için elverişli olmayan hayvansal yan ürünler üç kategoride toplanmaktadır. İşleme ve değerlendirme yöntemi şunlardır:

Kategori 1: Yüksek riskli hayvansal materyal ve sınır ötesi mutfak/yemek atıkları: Bu maddelerin biyogaz tesisinde kullanılması yasaktır ve bertaraf edilmesi zorunluluğu vardır.

Kategori 2: Salgın ve hijyenik riske ait hayvansal materyaller: mezbahalardaki hastalıklı etler. Bu materyaller bir sterilizasyon işleminden (133 derecede, 3 bar, 20 dakika) ve koku bertarafından sonra biyogaz tesisinde işlenebilirler.

Kategori 3: Riski az salgın ve hijyenik hayvansal mataryaller: yenilebilen hayvansal ürünler ve kesim yan ürünleri(Deri, kan,yumurta kabuğu, kil, yün v.b.), kullanma tarihi geçmiş gıda ürünleri: Bu mataryaller AB-Hijyen (EU Hygine V) Yönetmeliği’ne göre hijyenleştirilmesi (70 derecede, 60 dakika) gerekmektedir.

Kategori 4: Biyogaz tesislerinin kritik teknik noktaları elektronik olarak kontrol edebilme metodlarına ve teknolojilere sahip olması gerekmektedir.

Almanya’da yapılan son bir araştırmaya göre, 11 milyon hektar olan ekim alanlarının yüzde 30’luk kısmı biyogaz hammaddesi için kullanldığında, bunun karşılığında 400 TWh (Terrawatt) gücünde enerjiye dönüştürülmekte. Bu rakamda Rusya’dan yapılan doğalgaz ithalatını 2020’ye kadar yüzde 100 üstlenebilmektedir. Bunun

% 50’si elektrik ve ısı olarak

% 50’si arabalarda biyometan (LPG yerine)

olarak kullanıldığında, benzin ve motorin tasarrufu olarak 20 milyon tona ulaşılmaktadır.

Türkiye’nin 2006’da 26,1 milyar US-Dolar enerji ithalatını (petrol, petrol ürünleri, doğalgaz, LPG, kömür) göz önüne alırsak ve bu rakamın her sene yüzde 10 civarlarında artacağını varsayarsak, Türkiye’nin ivedi bir şekilde ülke çıkarlarına uygun 50 yıllık vizyon programını hayata geçirmesi ulusal politik ve ekonomik çıkarlar açısından cok büyük önem taşımaktadır.

Öte yandan 02 Şubat 2007’de açıklanan 4. İklim Değerlendirme Raporu (IPCC-Report) tüm ülkelerin çevresel önlemleri acilen almasi gerektiğini bir kez daha göz önüne koymuştur. Bu rapora göre küresel ısınma ciddi boyutlara gelmiştir. Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nü “Kalkınamayız” diye sebep göstererek imzalamaması gelecek kuşaklara yapılan en büyük haksızlık ve sorumsuzluk olacaktır.

Suat KARAKUZ Albiyobir Avrupa Temsilcisi

   
Site Haritası Site Kullanım Koşulları by EmoDesign