albiyobir
ETKİNLİKLER

İlk ve Orta Öğrenim Okullarımızda Yürütülen AYA Gidiyoruz Projemiz Kapsamında İlk Grup AYA Gitti [3.08.2008]

2007-2008 öğretim yılı Atık Yağ Avcısı öğrencilerinin buluştuğu AYA kampı, 3-8 Ağustos 2008 tarihleri arasında TEMA Vakfı ve ALBİYOBİR ortaklığıyla, Bolu Aladağlarda yapıldı. TEMA, ALBİYOBİR, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, TAP ve Büyük Kolejden gelen yetkililer çevre ve insan sağlığı, atık bitkisel yağlar ve çevresel etkileri, alternatif enerji kaynakları, küresel ısınma gibi konularda katılımcılara seminer verdiler. Bu sene birincisi yapılan AYA faaliyetleri önümüzdeki öğretim yılında da devam edecek. Her geçen gün ekibe katılan okul sayısı artması, yapılan işin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.

AYA Kamp Günlüğü

3 Ağustos 2008

Hava yine çok sıcak. AYA kampı sakinlerinin bazıları geceden beri yollarda. Aydın’dan Adana’dan gelen Atık Yağ Avcıları bunlar. Sabah 8’de Bolu’da son bulmuş yolculukları ama buluşma saati 14.00. Mecburen Bolu gezilecek. Diğer bölgelerden gelecek Atık Yağ Avcılarının bazıları ise hâlâ evlerinde uyuyor o saatte. Bu arada İstanbul Silivri’den gelen ekip buluşma yerini ya da saatini dikkate almamış çıkmış kamp yerine. Tabii in cin top oynuyor. Domates, peynir ve ekmek üçlemesiyle bekliyorlar kamp yerinde gelecek arkadaşlarını. Bu arada Bolu’daki ekipler yavaş yavaş buluşma yeri olan Bolu Anadolu Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesinin önüne geliyor. Herkes okul içinde veya bahçesinde bir yere yayılıyor. Tabii kimse birbirini tanımadığı için herkes bir diğerini beklemeye devam ediyor. Bu sırada Ankara’dan gelen ekipte bulunan ALBİYOBİR Başkanı Tamer Afacan el atıyor olaya. Bir telefon zinciriyle topluyor herkesi bir araya. Bir bakıyor ki Adana-Seyhan, Aydın-Söke, Bursa ve Ankara ekipleri hepsi gelmiş bile. Herkes şaşkın, aynı yerdeler ama bunun farkında değiller. Sağ olsun başkan, herkesi topladığı için. Tanışma faslı sürerken kamp Müdürü Yaşar Kılıç ve diğer TEMA üyeleri de katılıyor ekibe. Yaşar Bey tam kamp müdürü gibi. Hareket komutu geliyor Yaşar Bey’den ve herkes servislere biniyor. Hedef yaklaşık 25 km.lik bir dağ yolu tırmanışı. Biraz gidildikten sonra bir market önünde duruluyor, çocuklara abur cubur almaları için izin veriliyor, çünkü kampta yok. Tırmanış devam ediyor o toz toprak yolda ve sonunda kampta Atık Yağ Avcıları. TEMA’nın kamp ekibi ve İstanbul’dan gelen ekip karşılıyor herkesi.

Servislerden inenlerin yüzünde aynı ifade: Çadırlar nasıl acaba, kiminle kalacağım, keşke gelmese miydim gibi sorularla bakıyor gözler. Kısa bir adaptasyon süreci yaşıyor kamp sakinleri. Bu arada Yaşar Kılıç, Tamer Afacan ve Elvan Orkut- Öncü okul Büyük Kolej’den gelen AYA koordinatör öğretmeni- bir toplantı yapıyorlar kısacık. Direktifleri veriyor Yaşar Bey Elvan Hanıma ve Elvan Hanım başlıyor çalışmaya: Kamp yerleşim planını okuyor, çadırların nasıl temizleneceğini, nevresim takımlarının nereden alınacağını, yat-kalk ve yemek saatlerini, tuvalet banyonun yeri ve nasıl kullanılacağını duyuruyor Atık Yağ Avcılarına. En zor kısım bitiyor burada. Herkesi bir yerleşim telaşı alıyor, unutuluyor tüm endişeler şimdilik. Yaklaşık bir saat sonra dökülüyor herkes ortalığa; kimi kamp bisikletine saldırıyor, kimi voleybol topuna. Sanki yeni tanışmamışlar, ekip başı öğretmenler, mühendisler, başkan, kamp müdürü ve öğrencilerde bir muhabbet bir muhabbet. İyi gözüküyor her şey. Bir çay molası sonrası herkese Atık Yağ Avcısı tişörtlerini dağıtıyor. Bunlar dersler başlayınca mutlaka giyilecek diye uyarmayı da ihmal etmiyor. Bu arada Bursa ekibiyle gelen Çevrem Derneği Başkanı kamp doktorumuz H. Hüseyin Serdar ilk müdahaleyi yapıyor. Elvan Hanımın alerji problemi çıkmış, o çözülüyor hemen. Zaman geçmiş, akşam olmuş ve bir anons: “Akşam yemeği saati gelmiştir, lütfen görevli arkadaşlar masaları temizlesin ve gerekli malzemeleri yerleştirsin.” Herkes birbirine bakıyor, ilk günün şaşkınlığı işte. Sorun çözülüyor. Gönüllü oluyor bir Atık Yağ Avcısı, Adana’dan Yasin bu.( Sonraki günlerde pek meşhur olacak kampta.) Yemek sonrası yine herkes dağılıyor, kimi okeye, kimi tavlaya kimi de voleybola. Bazıları almış kitabını eline, çökmüş bir ağacın altına, uzanmış sakin sakin okuyor. Bol oksijenin tadına varıyor. Hava kararıyor, o sıcak hava gidiyor ve buz gibi bir hava geliyor. Şaşkın şaşkın bir iki bakındıktan sonra herkes giyinmeye gidiyor sanki kış gelmiş gibi. Bu da yetmiyor, kamp ateşi yakılıyor. Sandalyeler çekiliyor ateşin etrafına. Maksat ısınmakmış gibi gözükse de maksat muhabbet aslında. İlk günün yorgunluğu erken çöküyor herkese, ateş sönmeden dağılıyor herkes çadırına. Uyku bastırıyor kampa.

4 Ağustos 2008

Saat 8.00’de kalk anonsu ile uyanıyor kamp sakinleri. Anonsu yapan Yaşar Bey “Arkadaşım kahvaltı 8.30’da başlayacak.” diyor. Ve o günden sonra herkesin ağzında bir “arkadaşım” lafı. İlk gece zor geçmiş bazıları için, kimi soğuktan uyuyamamış, kimi yerini yadırgamış, kimi de muhabbetten. Kahvaltı sonrası ders saati anons ediliyor ve herkes ders çadırına geçiyor. İlk ders Tamer Afacan’ın. Çadır deyip geçmeyin kocaman bir yer, her türlü teknolojik donanım var. Ders başlıyor, atık bitkisel yağ söz konusu olan. Herkesin de orada olma gerekçesi bu konu zaten. Tamer Bey de işinin ehli olunca... Ama o ne, Tamer Bey almış sazı eline, çocuklar da memnun, bir bakıyoruz ki iki saatlik blok ders yapmış çaktırmadan. Yemek saatinin ardından bu sefer TEMA eğitmeni Ahmet Aydemir bilgilendiriyor herkesi. 15.00-19.00 arası serbest zaman. Boş durmuyor kamp sakinleri. Hemen bir voleybol turnuvası düzenleniyor. Takımlar bölge bölge olacak şekilde seçiliyor. Kıyasıya yapılan müsabakalarda Aydın-Söke grubundan ekip lideri, kimya mühendisi Şefika Duman yıldızlaşıyor, deviriyor herkesi. Ama hakkını yememek lazım Tamer Afacan da Şefika Hanım kadar olamasa da voleybolun yıldızları arasında yer alıyor o gün. Ama tüm çabalar nafile. Tamamı kızlardan kurulu Aydın grubu “söke söke” alıyor şampiyonluğu. Yemek saati, kamp ateşi derken dershanede sunumda kullanılan perde dışarıya çıkartılıyor ve kamp ateşinin başında daha önce Albiyobir’in uğruna sinema kapattığı Al Gore’un “Uygunsuz Gerçek” filmi izleniyor. Ne zamandır yazlık sinema keyfi yaşamayanlar günün bitiminde neden burada olduklarını anlayarak çadırlarına gidiyorlar…

5 Ağustos 2008

Bugün kamp sakinleri için önemli. Çünkü ALBİYOBİR için Birleşmiş Milletler fonu ile yapılan reklam filmi nedeniyle çekime gelecekler. Herkes giymiş tişörtlerini, hazırda bekliyor. Seyhan Belediyesinden Medine Hanım bir anne, abla edasıyla Adana Grubu ile, Afyon Grubunun başındaki Bircan Öğretmende Afyon grubunu her günkü gibi çekip çeviriyor. Kahvaltılarından giyimlerine kadar tüm detaylarla ilgileniyorlar. Çekim ekibi gelene kadar Aalbiyobir’in davetlisi olarak kapma katılan TAP yetkilisi Neslihan Hanım pillerin çevre sağlığına zararları ve toplama organizasyonu hakkında kamp sakinlerini bilgilendiriyor. Daha sonra gelen ekip çekime başlıyor. Çocuklar gayet ciddi çekimlerde o yüzden bir pozisyon en fazla üç çekimde hallediliyor. Çekim ekibinde olan Mutlu PAYASLIOĞLU aynı zamanda dalgıç. Yanında ise yine dalgıç olan ve de ALBİYOBİR Genel Başkan Vekili Fikret ERGİNER de var. Çekim bittikten sonra iki dalgıç çıkarıyor dalış malzemelerini arabadan ve bahçede ders başlıyor. Karada dalış dersi olur mu demeyin gayet zevkli oluyor. Tüm donanımı görüyor çocuklar ve dalış tüpünü takıp deneme fırsatı bile buluyorlar. Bu arada kampa Afyon Belediyesi’nden Balı Bey ve Nadide Hanım aileleri ile ziyarete geliyorlar. Kampa gönderdikleri öğrencilerin nerede kaldıklarını, rahat olup olmadıklarını görmek istemeleri ve dağıttıkları Afyon lokumları kampta büyük memnuniyet yaratıyor. Dersler bittiğinde lisede okuyan Atık Yağ Avcıları ile kısa bir Gölcük gezisi yapılıyor ve çekimler burada tamamlanıyor. Akşam yemeği sonrası da çadırda dünyanın dört bir yerinde Fikret Bey ve Mutlu Bey tarafından çekilen su altı ile ilgili muhteşem belgeseller seyrediliyor ve bir gün daha bitiyor.

6 Ağustos 2008

Bugün şehre inilecek. Herkes heyecanlı. Erkenden kalkıyor kamp sakinleri. Kahvaltı sonrası yola çıkıyor servisler. Yolda kötü bir sürpriz karşılıyor ekibimizi, o toz toprak yol yeni ziftlenmiş. Mecburen çok yavaş gidiyor servisler. Olsun bunu da çözüyor kamp sakinleri: Söke grubu atık yağ avcısı kızlar başlıyor şarkı söylemeye, ses de güzel repertuar da. Farkına varmadan zamanın ve yolun varılıyor Abant’a. Orada Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyeleri karşılıyor AYA ekibini. İlk olarak bölgenin florası hakkında bilgi veriyorlar ekibe. Verilen arada bazı AYA grubu fayton gezisi yapıyor bazıları da ata biniyor. Aşçının hazırladığı sandviçler yendikten sonra iskeleye doğru hareket ediyor ekip. Burada da gölün yapısı ve ekolojik çeşitliliği hakkında bilgilendirme yapılıyor. Alışveriş için tanınan moladan sonra Bolu merkeze doğru yola çıkılıyor. Elvan Hanımın verdiği bir saatlik serbest zaman diliminin azlığına homurdansa da ekip, mecburen zamanı iyi değerlendirmek için hızla dağılıyor şehre. Bir saat sonra herkes buluşma noktasına geliyor, gecikenlere de homurdanıldıktan sonra yine yollara düşüyor ekip. Servislerde ilginç diyaloglar duyuluyor: “Sıkıldım artık, boş verelim geziyi de bir an önce kampa dönelim. Vallahi kampı özledim, inanın...” Kısa bir Gölcük gezisinden sonra kampa dönülüyor ve herkesin yüzü gülüyor. Gezdikleri için yorgun ama kampa döndükleri için oldukça mutlu. Yine serbest zaman. Artık ortama alışan çocuklar orman gezisi yapmaya başlıyor. Yemek saatine kadar ortam pek bir sakin. Yorgun düşen ekip yemekten sonra ateş başında kısa bir süre aydın grubunun kısa bir konserine takıldıktan sonra yavaş yavaş çadırına çekiliyor ve bir gün daha bitiyor sessizce.

7 Ağustos 2008

Son ders günü bugün. AYA öğrencileri bugünkü derslerde bundan sonraki görev ve sorumluluklarını öğrenecek, bölge temsilcilerini belirleyecek ve GYTE’den gelen Öğretim Üyesi, aynı zamanda Biyoyakıt Dünyası dergisi yayın kurulu üyesi Prof. Dr. Bülent Keskinler’i ağırlayacak.

Kahvaltı sonrası başlayan ilk derste Elvan Orkut sunumunu yapıyor bundan sonra çalışacağı bölge temsilcilerini seçiyor ve AYA ekibindeki herkese görev ve sorumluluklarını bildiriyor. Yapılacak işlerle ilgili amaçlar, hedefler belirleniyor ve ders Dr.H.Hüsnü SERDAR’a bırakılıyor. Dr.H.Hüsnü SERDAR dengeli beslenme, atık yağların insan sağlığına etkileri konularında bilgilendirdi çocukları… İyi bir çevreci olan doktorumuz aynı zamanda iyi bir eğitmen olduğunu da ispatladı. Öğlen yemeğinden sonra Prof. Dr. Bülent Keskinler vardı eğitim çadırında… Biyoyakıtların dünyanın ve ülkemizin geleceği için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor Bülent Bey ve buradaki ekibin ne kadar önemli bir iş yaptığını vurguluyor. Üstündeki sorumluluğun gururu ile çıkıyor AYA öğrencileri ders çadırından. Öğrencilerine 4-5 senede diploma veren Bülent Hoca’ya Aya Kampında 2 saatte diploma veriliyor. Kampa günübirlik gelmese de baştan sona kalsaydı herhalde Ordinaryus olurdu. Ülkemize yerli ve temiz enerji kazandırmak isteyen atık yağ avcıları Bülent Hoca’dan feyz alarak üniversite tercihlerini konuşmaya başlıyorlar…

Geleceğin Hüseyin ÖĞÜT’leri, Selma TÜRKAY’ları, Bülent Hocaları, Cevdet DEMİR’leri, Fikret,Yahya Hocalarını görür gibi oluyoruz. Bugün kamptaki derslerin sonu ama onlar biliyor ki asıl ders yeni başlıyor. Kendi öğrendiklerini anlatacaklar ya herkese ...Serbest zaman bu sefer daha bir değerli çünkü yarın olmayacak bu anlar. O yüzden daha bir coşkuyla vuruyorlar topa. Toplanmışlar grup grup son kez geziyorlar ormanı. Yemek saati gelince ayrı bir telaş var bugün. Mangal yapılacak, köfte-sucuk var menüde. Köftesini sucuğunu alan geçiyor masaya. Biraz sonra mangal başı yeniden hareketleniyor. Çünkü soğuyan sucuk memnun etmiyor Elvan ve Şefika Hanımları. Sessizce gidiyorlar hâlâ közü olan sıcak mangalın başına. Hem kendilerini ısıtıyorlar hem köftelerini. Tabii ki fark ediliyorlar hemen ve başlıyorlar diğerlerininkini de ısıtmaya. Son servis Tamer Beye yapılıyor ve oturuluyor çay sohbetine. O gece kamp ateşi daha büyük yakılıyor. O da sanki hissetmiş gibi son kez yandığını, pek bir alevli yanıyor o gece. Yine şarkılar söyleniyor ama bu sefer veda için. Herkesin elinde bir kalem bir kâğıt kampa dair düşüncelerini yazıyor. Hava yine çok soğuk o gece ama üşümüyor kamp sakinleri. Ya alıştılar o soğuğa ya da ayrılık fikri baskılıyor soğuğu. Saatler geçiyor, yarın yolculuk var, yatma vakti geliyor ve mecburen sönüyor kamp ateşi, istemese de...

8 Ağustos 2008

“Arkadaşımmm. Kalk saati. Kahvaltı 8.30”da diye anonsu duyuluyor Yaşar Beyin. Herkes çıkıyor çadırından, ellerinde nevresim takımları. Çünkü bir gün önce söylenmiş herkese, ayrılırken çadırlar temizlenecek, alınan tüm malzemeler teslim edilecek diye. Her şey teslim edildikten sonra fidan dikimi için hazırlık başlıyor. Herkes alıyor eline sarıçam fidanını, kazmasını, küreğini düşüyor Yaşar Beyin peşine. Toprak nasıl kazılacak, çukurun çapı ne olacak, nasıl dikilecek, nasıl sulanacak anlatıyor Yaşar Bey. Kazma, kürek sesleri yükseliyor kampta. Sesler biraz hüzünlü birazdan ayrılık vakti diye, sesler biraz mutlu doğaya yeni fidanlar geliyor diye. Herkes fidanına bir isim veriyor, vedalaşıyor onunla seneye de geleceğim seni görmeye diyerek. Servisler geliyor kampın önüne. Ve veda... 5 gün yaşadı kamp sakinleri beraber ama dolu dolu yaşadı. Hem dinlendi hem eğlendi hem de öğrendi kamp sakinleri. Kimdi bu kamp sakinleri şimdi yaşlı gözlerle ayrılan? Atık Yağ Avcılarıonlar. İyi bir iş yapmanın gururuyla ayrılıyorlar bu kamptan seneye de buluşmak dileğiyle, seneye daha çok olmak dileğiyle...

Tamer Bey’in de dediği gibi bu kampta dikilen fidanlar aslında Ankara’ya, Afyon’a , Aydın’a, Adana’ya, Bursa’ya, İstanbul’a dikildi. Bu fidanların gölgesinde yeni nesiller yeşersin diye, umutla, sevgiyle büyüsün diye. Ve Tamer Bey kampa katılanların yazdıklarından üç örneği okudu… Orada film koptu… “Ben bu kampta ilk kez annesiz babasız yaşamayı öğrendim” “Çok soğuktu ama ablaların, ağabeylerin,hocaların şefkatiyle ısındım” “ Batıya ilk kez geldim. Çok güzelmiş bizi ayırmasınlar” “Bundan sonra daha farklı yaşıyacağım, dünyaya bakış açım değişti” “Eğlenmeye geldim. Eğlendim de ancak eğlenilerek de öğrenileceğini öğrendim.” “ Bir daha buradaki sıcaklığı bulacağımı sanmıyorum” “Artık çevreme daha saygılı olacağım. Enerjiyi verimli,enerjinin temizini ve yerlisini kullanacağım” Ve hepsinin sonunda tekrar buluşmak istedikleri vurgulanarak aynı cümle ile bitiyordu.

 

 

 

 

“Teşekkürler TEMA, teşekkürler ALBİYOBİR…”

 
















   
Site Haritası Site Kullanım Koşulları by EmoDesign